Babaannesi için yaptı! Üzerine bina yıkılınca iki kez kalbi duran Emine: ‘Tek kolum bana yeter’

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr – Emine Kuş, 2002 yılında Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde dünyaya geldi. İki abisi, bir erkek kardeşi olan Emine’nin annesi ev hanımı, babası ise çiçekçiydi. Evin tek kızı olması dolayısıyla ailenin göz bebeği olan Emine, insanlara yardım etmeyi çok seviyordu. Bu durum onun kariyer seçiminde de etkili oldu. İki yıl önce Artvin Çoruh Üniversitesi Sivil Savunma ve İtfaiyecilik Yüksekokulu’nu kazanan Emine, bir süreliğine doğduğu şehirden ayrıldı. Ancak okulunun tatil olduğu ya da sınavlarının bittiği zamanlarda hemen ailesinin yanına gidiyor, onlarla özlem gideriyordu. Şubat ayında da öyle oldu. Sınavları biten Emine ailesinin yanına döndü. Ancak bu defa onu doğduğu şehirde asrın felaketi bekliyordu. 6 Şubat saat 04.17’de Emine ve ailesi uyuyordu. Yaşanan sarsıntıyla bağırmaya başladığını söyleyen Emine, o günü şöyle anlattı:

“Evde annem, babam, babaannem ve ben vardım. Yaşanan sarsıntıyla uyanıp ‘anne’ diye bağırmaya başladım. Bir taraftan da dua ediyordum. Beşinci katta oturduğumuz için aşağı inemedik, depremin bitmesini bekledik. Bizim binamız yıkılmadı. Sarsıntılar durunca da hemen aşağıya indik. Abimler de yanımıza geldi. Onların da evleri sağlamdı. Elbistan’da sadece 3-4 ev yıkılmıştı. Biz de çevremizde yıkılan evlerdeki insanlara yardım ettik. Enkazda kalan çocukları çıkarmaya çalıştık. Sosyal medyadan kan ihtiyacı olan insanlar için paylaşım yaptım.”

İKİNCİ DEPREMDEN KAÇAMADI

Emine ve ailesinin evleri yıkılmamıştı ancak sokakta kalmışlardı. Hava çok soğuktu ve kar yağıyordu. Üzerlerinde ise onları ısıtacak kalın kıyafetler yoktu. Hemen arabaya sığındılar. Ancak oraya da sadece 5 kişi sığabiliyordu. Bu şekilde öğlene kadar vakit geçirdiler. Bir süre sonra da acıktılar. Açık olan bir dükkândan kahvaltılık aldılar. Oturdukları evin binası sağlamdı. Binanın altında da Emine’nin babasının çiçekçi dükkânı vardı. Oraya gitmeye karar verdiler. Aslında sarsıntılar hiç bitmemişti. Şehirde 5 şiddetinde depremler olmaya tüm hızıyla devam ediyordu. Emine ve ailesi de her sarsıntıda dükkândan dışarı çıkıyordu. Ancak ailenin aklına 7.6 şiddetinde ikinci büyük bir deprem olacağı hiç gelmiyordu. 

‘YAN BİNA ÜZERİME YIKILDI’

İkinci büyük deprem olduğunda Emine’nin aile üyeleri dükkan kapısının hemen yanında oldukları için dışarı çıkmayı başardı. Ancak bu durum Emine ve babaannesi için geçerli değildi. İkisi dükkânın ileri bölümlerindeydi. Emine babaannesini bırakıp hemen dükkândan çıkabilirdi ancak o bunu asla yapmazdı. Babaanne 85 yaşında ve Alzheimer hastasıydı. Emine babaannesini dışarı çıkarmak için sürüklemeye başladı. Ancak sarsıntıların çok şiddetli olması onları bulundukları yere tekrar geri götürüyordu. Emine gücünün yettiğince babaannesini sürükledi ve onu kapıya kadar getirmeye başardı. Artık onun için kapıyı açmak kurtulmak demekti. Ancak hiç düşündüğü gibi olmadı. Kapıyı açan Emine’nin üzerine yan bina yıkıldı. Emine o anı şu sözlerle tarif etti:

“Göz gözü görmüyordu. Gözümü biraz araladığımda kolumun paramparça olduğunu gördüm. Annem, ‘Kelime-i Şehâdet getir kızım’ dedi. Üç defa söyledim. Sonrasını hatırlayamıyorum. Enkazda 20 dakika kaldıktan sonra ailem beni kurtarmış. Kolumun kopan kısmını da almışlar. İlk müdahale Kahramanmaraş’ta yapıldı. Ancak o esnada benim bilincim kapanmış. Kalbim de 45 dakika durmuş. Doktorlar 20 dakika boyunca kalp masajı yaptıktan sonra öldüğümü söylemişler. Ancak bir 25 dakika daha kalp masajı yapıp, 2 defa elektro şok uygulamışlar.  Sonrasında ise nabız almışlar. Nabız aldıktan sonra direkt yoğun bakıma alındım. Entübe oldum. Sonrasın tekrar 8 dakika gibi bir süre kalbim durdu. Doktorlar, bu kadar kalp durması sonucunda beyin hücrelerimin ölmesini ve felç kalmamı bekliyordu. Entübe edildikten sonra uyanmamı beklemiyorlardı. Çünkü çok kan kaybettim. Ailem de kan grubumu unuttuğu için doktorlar kan bulmakta zorlandı. Yaşanan bunca olumsuzluğa rağmen ertesi gün uyandım. Uyandığımda doktorlar, gerçekten ‘Mucizesin’ dediler. Beynimde ölü hücre olmadığı gibi felçte kalmamıştım. Hatta bilincim açıktı ve konuşuyordum.”

‘KOLUM ANBEAN ÇÜRÜYORDU’

Emine, yoğun bakımdan çıkmış, yaşama tutunmayı başarmıştı. Ancak onu çok da kolay olmayan günler bekliyordu. Hemen helikopterle Adana’ya sevk edildi ve ilk ameliyatına girdi. Çektiği acılar tarifsizdi. Bu nedenle sürekli uyutuluyordu. Doktorlar Emine’nin kopan kolunun dikilmesi için tüm çabayı sarf etti. Ancak kolda fazla sayıda damar ezilmesi meydana gelmişti.  Bu durum kolun dikilmesine mani oldu. Emine ameliyattan çıkmıştı ancak kolunda çok kötü bir koku vardı. Bu durum onun sürekli kusmasına neden oluyordu. Anbean kolu çürüyordu. Yaşanan üzücü durum ertesi gün Emine’nin tekrar ameliyata alınmasına neden oldu. Ameliyattan çıkan Emine, iki hafta boyunca sürekli serumlarla beslendi, su bile içmedi. Ameliyat sonrası koku bir nebze olsun azalmıştı ancak çürüme bir türlü durmuyordu.

Yaşanan bu durum üzerine Emine, Adana’dan Ankara’ya sevk edildi. Doktorlar Emine’ye hiperbarik tedavisinin uygulanması gerektiği söyledi. Hiperbarik uygulaması sonrası tekrar ameliyata alınan Emine’ye doku nakli yapıldı. Sırtından ve dizinden kolu için greft alındı. Böylece kolunun çürümesi durdu. Bu durum Emine’yi çok mutlu etti. Ancak bir buçuk aydır hastanedeydi ve artık çok sıkılmıştı. Doktorlara sürekli olarak “Beni eve gönderin” diyordu.

‘HİÇ İSYAN ETMEDİM’

Hastanede kaldığı süre boyunca hiçbir psikolojik destek almadığını söyleyen Emine, “Yaşadıklarımı büyük bir olgunlukla karşıladım. Kolum hiç aklıma bile gelmedi. Çektiğim acılar, girdiğim çok sayıda ameliyat hiçbirini önemsemedim. ‘Tek kolum yeter bana’ dedim. Hep şükrettim. En büyük şükür sebebim de ailemin sağlık olmasıydı. Bu hayat her şeye rağmen yaşamaya değer. Bunlar benim başıma neden geldi desem, kötü kötü düşünsem zararım kendime olur. İyileşme sürecimi uzatırım. Psikolojik olarak kendimi yıpratır,  çevremi üzerim. Ama bunların bana yararı olmaz. Ben hiperaktif bir kızım. Gezip, eğlenmeyi çok severim. Bundan sonra da hayatıma öyle devem edeceğim” diyerek hiçbir şekilde üzülüp isyan etmeyeceğini dile getirdi.

Doktorlardan ev izni aldığını, bayramdan sonra tekrar hastaneye gideceğini anlatan Emine, “Şu anda kolumu kaldıramıyorum. Bu nedenle fizik tedavi sürecim başlayacak. Ödemin atılıp kolumun iyileşmesi ise iki seneyi bulurmuş. Sonrasında kolumu protez için hazırlayacaklar. Depremde kolumu kaybetmeseydim itfaiyeci olacaktım. İşimi çok severek yapacaktım. Ancak şimdi sahada aktif olmam mümkün değil” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir